Yağ Fazlalıkları
Günlük yaşamımıza şöyle bir baktığımızda, sahip olduğumuz dinamizmin, bir enerji gerektirdiğini anlamak zor değildir. Gün içinde hiç iş yapmasak, hiçbir enerji tüketmesek, mesela biraz gerçek dışı olabilir ama, tüm günümüzü uyuyarak geçirsek bile, hayatımızın devamlılığını sağlamak için az da olsa enerjiye ihtiyacı vardır. Kalbin, akciğerlerimizin enerji olmadan çalışması, vücut içindeki metabolizmamızın enerji olmadan devamlılığını sürdürmesi mümkün değildir. Peki, tüm bu fonksiyonların devamlılığını sağlayan enerjinin kaynağı nedir? Çok kolay: Bunun kaynağı, aldığımız besinlerdir. Yediğimiz besinler, kullanılabilmek üzere ileride, enerjiye çevrilebilecek şekilde yağ dokularında depo edilir.
Vücut ağırlığının toplamında, kadınlarda %22'si, erkeklerde %15'i yağ dokusudur. Bu miktar yaşın ilerlemesiyle farklılık gösterir. Kadınlar 60 yaşlarında, erkekler 45-50 yaşlarında, maksimum düzeyde yağ oranına sahip kilolarına ulaşır. Kadınlarda yağ birikiminin çoğunlukla olduğu bölgeler bacak, kalça ve karın erkeklerde ise bel ve karın bölgesidir.
Bir insanın normal kilosu, hücre içinde depo edilen yağ miktarıyla bağlantılıdır. Bu miktar, beslenme alışkanlıkları, günlük hareketler ve yaşam biçimiyle belirlenir. Vücut, yaşamsal işlevinin devamlılığı için, tükettiği ve aldığı enerjiyi dengede tutmaya çalışır. Alınan besinler, yapılan tüketim çıktıktan sonra, bu düzeyin aşağısında ya da yukarısında depo yapacak miktardaysa, vücut açlık ve tokluk duyguları ile besin miktarını ayarlamaya ve depo yağ düzeyini belirlenmiş düzeye çekmeye uğraşır. Gıdalarla alınan enerji miktarının, metabolizma ve günlük hareketler ile harcanan enerji miktarını geçtiği durumda şişmanlık meydana gelir. Şayet epey bir zaman yemeği kesmişseniz, vücut, gerekli olan enerji miktarını azaltarak dengeyi korumaya çalışır. Diyet uygulamaları esnasında ilk dönemlerde kolay kilo verebilmenin sebebi budur. Fark ettiyseniz, diyetin ilk aşamasının ardından, belli bir süre geçtikten sonra, kilo vermek daha da güçleşir ve üstelik durabilir bile. Bu durum, yeni bir dengenin kurulduğunun göstergesidir. Bu dönemde ola ki diyeti biraz ihmal ederseniz veya bir uzman yardımı almamışsanız, yapmış olduğunuz diyete karşın bile kilo alabilirsiniz. Çünkü bu sırada vücut, kendini yeni koşullara hazırlamıştır ve diyet yemeği bile çok gelebilir. "Su içsem yarıyor" ifadesini sürekli işitmemizin nedeni budur.
Günlük hareketler ile tüketilen enerji miktarı da insanlar arasında farklılık gösterir. Bazı kişiler, normalden çok efor sarfederek enerji deposu olan yağ dokularında erime sağlayabilir. Spor yaparak kilo verenlerde böyledir. Bazıları ise spor yapan kişilerle aynı eforu sarf ettiği halde kilo veremez. Çok antrenmanlı bir vücudun, az bir kayıpla yaptığı efor, antrenmansız bir vücut için yıpratıcı olabilir. Bundan dolayı spor yaparak kilo vermek için de profesyonel bir yardım almakta fayda vardır.
Vücudun koşullara ve yaşam şekline göre kendini dengeleyebilme becerisi o derece kusursuzdur ki, bu mekanizmadan dolayı, diyet ve egzersiz gibi dış etkenlerin tesiriyle kısa zamanda kalıcı bir şekilde şişmanlamak ya da zayıflamak hemen hemen olanaksızdır. Kısa süreli kilo değişimleri, esasen vücudun, o günün koşullarına adaptasyon dönemi içinde görülen, genellikle yanıltıcı olan, vücudun kendini bulduğunda yeniden eski durumuna dönen değişimlerdir. Kusursuz diyetler, kısa zamanda verilen kilolar, yalnızca geçici yeni koşullar oluşturarak, vücudun düzenini bozar ve vücudu bu koşullara uydurmaya çalıştırır. Böyle kilo verilebilenler de olur, fakat bu sırada vücut da, yitirdiklerini telafi etmeye uğraşarak sistemler üzerinde yeni bir denge oluşturmaya çalışır. Şayet vücudun adaptasyon için zorlandığı yeni koşullar, yeni bir hayat biçimine dönüştürülebiliyorsa, yani dengeli ve az yemek, egzersiz yapmak günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirilebiliyorsa, ancak o zaman vücudun telafi çalışmaları ile yeni koşullar arasında yeni bir uyum sağlanabilir, yeni ve daimi bir kilo elde edilebilir.
Bölgesel yağ fazlalıkları ise egzersizlere, ısrarla uygulanan rejimlere rağmen hiçbir şekilde yok olmayan inatçı birikimlerdir. Hani "Koşuyorum, olmuyor. yemiyorum, olmuyor. Uygulamadığım yöntem, denemediğim formül kalmadı. Dilediğim kiloya ulaştım, ama yine de bu fazlalıklardan kurtulamadım." diye sızlananların şikayetçi olduğu yağlar bunlardır. Hakikaten bölgesel yağ fazlalıkları her türlü uğraşa rağmen inatçıdırlar ve bir türlü erimezler. Bu fazlalıklardan kurtulmanın kesin, kalıcı ve tek çaresi ise liposuction ile yağ aldırma ameliyatıdır. Kalıcı ve kesin, çünkü vücutta bulunan yağ hücrelerinin çoğalma niteliği yoktur, bundan dolayı yağlar liposuction ile yağ alma yöntemi uygulanarak alınışının ardından, buralarda yeniden yağ depolanması olmaz. Kilo alındığında yağ hücrelerinde sayıca artış olmaz, yalnızca hücrelerin içinde depoladıkları yağ miktarı fazlalaşarak hacimsel bir büyüme olur. Bir bölgedeki yağ hücreleri alınarak, sayı olarak azaltıldığında kilo alınsa da o bölgede yağ hücrelerinin sayısı aynı kalır, sadece hücrelerin hacimleri büyür. Ameliyatın ardından sonra kilo alışı olursa vücudun genelinde bir yağ birikimi olur, bu durumdan, liposuction ile yağ alınan yerler de kendi payına düştüğü kadar etkilenir, yeniden eskisi gibi bir birikim olmaz. Bundan dolayı liposuction ile yağ aldırma sonrası ortaya çıkan sonuçlar tamamen kalıcıdır.
Kaynaklar:
http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19601696
http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19568052